Köşe Yazıları

Bİ’ ŞEYLERİN İKİNCİSİ

Bİ’ ŞEYLERİN İKİNCİSİ
Gökkuşağı Köşesi Banner

-I-
‘’…Yarım doğan bir acı tanesi
Geriye dönemiyor…’’

Linç – Mor ve Ötesi

Peki hangi şehir, hangi mahalle, hangi komşu, hangi iş, hangi hobi kurtarabilir beni zihnimdeki kırılmış yanlarımdan? Hep orada olacaklar, öyle değil mi?

-II-
‘’Biraz dışardan bakmaya değer
Çıkabilirsek eğer
Çıkabilirsek
Bu kavga sonunda biter’’

İstiklal – Mor ve Ötesi

İnsanın zihninde bir yüz canlanınca, bir zamanlar avuçlarının arasına aldığı; insan ister istemez o an onun ne yaptığına dair tahminlerde bulunmaya başlıyor ve tahminlerin genellikle gerçekle bir ilişkisi olmuyor.

-III-
‘’Belki arkadaşlarınla
Belki de yalnız başına yürürken
Ne kadar mutlusun İstiklal’de’’

İstiklal – Mor veÖtesi

Sanırım birisine karşı güzel duygular beslemek, onun sensiz de mutlu olduğunu kabul ederek hayatını yaşamayı gerektiriyor. Peki ya kıskanmak? Kıskanmak da hep var olacak. Buna rağmen devam edecek ardı arkası kesilmeyen mutluluk-mutsuzluk-haz-acı-kalabalıklaşmak-yalnızlaşmak-anlatmak-dinlemek-anlamak-anlaşamamak durumları.

-IV-
‘’…Anlaşabilirdik
Kimsin sen?
Neden öldürdün beni?’’

Linç – Mor ve Ötesi

Ah o zihin şemaları yok mu! İşte onlar bizim mutluluğumuza hizmet etmedikleri sürece acıya aşk, bağımlılığa sevgi, ortak hazlara ise uyum demeye devam edeceğiz.

-V-
‘’Biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. İki yolu var acı çekmemenin : Birincisi pek çok kişiye kolay gelir : cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. İkinci yol riskli : sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.’’

Görünmez Kentler – Italo Calvino

Duygularımdan zihnime damıtılan ve benim için gerçeklik haline gelen her şeyi bir alıntıyla not alıyorum defterlerime. Tarzım haline gelen bu süreç de benim gerçekliklerimden biri halini aldı. Hiç karşılaşmadığım ve dahi çoğuyla aynı zaman diliminde yaşamadığım o insanların yazdıkları sayesinde kendimi yalnız hissetmiyorum. Ama genellikle aynı zaman diliminde, bir şekilde karşılaştığım o insanların çoğu… Çoğu yalnız hissettirdiler… Sonra aklıma mıh gibi sabitlenen Italo Calvino paragrafı gerçekliğimi berraklaştırdı. Evrim ağacındaki nodlar gibi her deneyimle değişen yolum bana ait. E yol da yalnız yürünür. Bu yalnızlık hakkında yeise kapılmanın olgunlaşmadan önceki döneme ait olduğunu öğreniyor insan. Birliktelikler yalnızlıkları paylaşmaktan ibaret.

-VI-
‘’Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür… Yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor.’’

Mülksüzler – Ursula K. Le Guin

Ölmeden önce ölünüz’ün modern tefsiriyle karşılaştığım bir gün. Tüm renkler birleştiğinde beyaz oluşuyor sonuçta. Ama ‘’inşallah’’ diyenler ile ‘’umarım’’ demeyi tercih edenlerin kavgası diğer tüm renklerin yok olmasına sebep oluyor. Ben bu kavgalardan münezzeh bir hayat düşlüyorum. Ölümün bakış açısıyla baktığımda da sanırım hep ilk ölen karakter biz düşleyicilerden seçilecek.

-VII-
‘’Şartlar katlanılmaz bir hal aldığında kitleler size anarşist bir dindarlığı, Leiden’li John’u ve Anabaptist toplantıları sunar. Yani sadece yeni efendiler bulurlar kendilerine ve kitlesel enerjileri sönene dek kindar korkularını beslerler.’’

Ağrı Dağı Yolcusu Kalmasın – Herbert George Wells

Hazcı yanını yeni yeni tanıyan ve bunu asla kendilerini öldürmeyen altın vuruşlarla(!) bünyelerine yükleyen otuz yaş üstü beyaz yakalılar, yeterince semirmiş sermaye patronları, henüz bu iki grubu da yeterince deneyimlememiş yirmilerindeki idealist gençler, öfkeli ergenler, bunların dışında kalan sessiz kesim…

Dünya tarihini yansız ve eleştirel bir şekilde ele alan insanların kitaplarına ulaştıkça bu döngünün belirli aralıklarla dünya üzerinde sürekli yaşandığı gerçeğiyle yüzleşiyor insan. Ve insanın zihninde o gerçeği kavrayabilecek bir parıltı varsa eğer, kendini bir şekilde büyütüyor. Zihinde büyüyen parıltılar diğer zihinlerle de buluşmak istiyor. Peki bu dijital yalnızlık çağında birbirimizin ellerini nasıl tutacağız? Bilen el kaldırsın!

Serhat Emin ALACALI

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL