Köşe Yazıları

BEDENİMDEKİ KİRLİ İZLER

BEDENİMDEKİ KİRLİ İZLER
Gökkuşağı Köşesi Banner
  1. Bu ülkede ve tüm dünya ülkelerinde sadece kız çocukları ya da kadınlar tacize, tecavüze uğramıyor derim her zaman. İşte bu yazı da bunun sadece bir örneği. İsmini vermeyeceğim, kalbi kocaman olan sevdiğim bir dostum, kardeşim; “Yaz ablam, beni yaz, benim gibi bunları yaşamış olanları yaz” dedi ve bu acı dolu hikâyesini benimle paylaştı. Ve bu hayatta yalnız olmadığını öyle iyi biliyordu ki. Taciz, tecavüz, şiddet deyince aklınıza ilk etapta kız çocukları ya da kadınlar gelmesin ve çocuklarınız şayet bunlarla karşılaşırsa sessiz kalmamaları ve mutlak surette sizinle paylaşmaları hususunda gerekli güveni sağlamaya çalışın lütfen.

Sözü daha fazla uzatmadan;

“Sıradan bir erkek çocuğuydum. Güçlüydüm ama korkak da. Aslında hala korkuyorum her şeyden, duygularım karışıyor. Yaşadığım bu duygu durumlarının nedenini sorduğumda yanıt olarak hep aynı üç kare geliyor gözümün önüne. Birincisi henüz dört yaşındayken başıma gelen ilk tacizim. İkincisi sekiz yaşımdayken ev sahibimizin oğlu tarafından maruz kaldığım taciz. Üçüncüsü ve sonuncu ise belki de en ağır geleni, sınıf arkadaşlarımın tecavüzü. Bunları yazmak o kadar zorken, yaşamış olmanın verdiği hissin tarifi imkânsız.

Eğer kendi halinizde naif ve kimseyi incitmemeye özen gösteren bir insansanız onların gözünde zevk alacakları bir objeye dönüşürsünüz. Sanırım ben naif olmamın bedelini şimdilerde Bipolar ile mücadele ederek ödüyorum. Benim gibi birçok hemcinsim var bu topraklarda, bu hayatta ve dünyada: amcasının, dayısının, üvey babası ve komşusunun tacizine uğrayan. “Bu neden benim başıma geldi?” diye sorduğumda cevabı basitti aslında; bir oğlan çocuğu olarak futbol sevmeyişim, silahlı oyunların ilgimi çekmemesi ve bunlara benzer aktiviteler, oyunlar diyebilirim. Sanki bunları sevmeyen her erkek çocuğunun ruhunda bir kadın yatıyormuş gibi algılıyorlar ve size “Kız” diye hitap ediyorlar.

Lakabımdı “Kız”

“Kız geldi, kız gitti, kız baksana, kız n’aber?” Oysa ben hepsinden daha erkek, en önemlisi de daha yürekli bir adamdım. O yaşımda öğrendim kadınları ruhu için sevmeyi ve hiç bir kadını cinsel obje olarak görmemeyi.

Nazik ve saygılı oluşumdan dolayı beni eşcinsellikle dahi suçladılar. Sanki eşcinsel olmak bir suçmuş gibi! Henüz bana eşcinsel denildiğinde ne anlama geldiğini bilmiyordum bile. Oysa ben kendimi bildim bileli karşı cinsten hoşlanmışımdır, hala da öyle, fakat buna rağmen gelin görün ki bilip bilmeden yaftaladıkları ‘kibarsan eşcinselsin’ etiketini halen ensemde hissediyorum. Uğradığım tacizler ve tecavüzle bir şekilde baş ettim. Ya da öyle sandım… Çünkü baş ettiğimi düşünürken beraberinde süre gelen psikolojik buhranlarımdan kurtulamadım. Ve bu yaşadıklarımdan dolayı bugünüme yansıyan; Ölüme yenik düşünceler, korku, endişe, gelecek kaygısı ve benzeri tüm olumsuz duygular, ayrıca yazımın ilk başında da bahsettiğim gibi “Bipolar,” oldu. Bir de bunların yanı sıra “Ne için varsın lan bu dünyada, neyi başardın?” şeklindeki kendimi değersiz buluşum. Üstüne üstlük bunlar yetmezmiş gibi “Hayat sana kibarca git diyor işte,” atakları.

Babam desem, yüksek vicdanım yüzünden sadece merhamet duyuyorum ona. Adeta hayatımı kararttı ve bunun bedelini sevgisizlikle ödüyor. Annem ise o da sağlıklı değil psikolojik olarak, fakat ayakta kalmaya çalışıyor evlatları, ailesi için. Annem biliyor her şeyi, bunu hissediyorum. Belki de hiç bir şeyi bilmiyor, buna da emin değilim. Bilmesi mi, yoksa bilmemesi mi bana iyi hissettirirdi işte bundan emin değilim?

Sıradan bir çocuktum, arkadaşlarım kız derdi bana. Bir gün, kız diye dalga geçen bir arkadaşımın çenesini kırana kadar dövdüm. Ve tecavüzcülerimi dövdüğüm gün artık bana kız demediler. O gün de adım deli oldu. Kafamda kırılan taşla taş kafa oldu. Hepsinden daha erkek, daha adamdım. Güçlüydüm de, ama kavgayı hala sevmiyordum. Benim kitaplarım, benim şiirlerim vardı hep. Şimdi kimse ne yaşadığımı bilmiyor ve öylesine güzel gülüyorum ki dostlar, inanın gülüşüme âşık olursunuz.

Sıradan bir çocuktum. Bir gün kirli bir el değdi bedenime, ben büyüdüm. Oysa hala yaşım çocuktu. Ve çok iyi biliyordum bu konuda tek değildim, yalnız ben değildim”

-Bu gerçek yaşam hikâyesini bana güvenerek, benimle paylaşan dostum, seni seviyorum… Her daim yanındayım!-

Gülcan PANDORA

YORUMLAR (3)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL