Köşe Yazıları

BAHARIN AYAK SESLERİ

BAHARIN AYAK SESLERİ
Gökkuşağı Köşesi Banner

Bugün, uzun bir aradan sonra mecburiyetlerimin üstüne kapıyı çekip kendimi doğanın şefkatli kollarına bıraktım. Üstümde giden haftanın ağırlığı, içimde bu dünyayı zamansız bırakanların burukluğu, kendimi Ren nehrinin bir kolu olan Ijsel’ın kenarında yürürken buldum. Hava bulutluydu. Rüzgâr yüzümü yalayıp geçerken başımı kaldırıp etrafıma bakmamı istiyordu sanki. Güneş Bulutların arasından göz kırpıyordu. Ijsel gri mavi bir renge bürünmüş, kıyıya hafifçe dalgalanıp geri dönüyordu. Ördekler arka arkaya dizilip, başlarını göğe dikmiş, kışı atlatmanın gururuyla salınıyorlardı suyun üzerinde. Yediden yetmişe herkes kendini yollara vurmuş, kimi minik kızının elinden tutmuş, kimi kopeğinin ipini eline dolamış o anın tadını çıkarıyorlardı. Çayırlarda çiğdemler boy göstermiş sarılı morlu halaya durmuşlardı. Ağaçlar yeşile bürünüyor, yapraklarından önce beyaz tomurcuklarıyla selamlıyordu gelip geceni. Kuş sesleri biletsiz açık hava konseri gibiydi. Doğa çocuklarını doğurmaktaydı. “Baharın ayak sesleriydi” duyduklarım, gördüklerim doğanın doğum sancıları. Ölesiye mutluluk saçan.

”Bahar” ne güzeldir! Hem gerçek anlamıyla hem mecazi anlamıyla hayatımızın pozitif bakan yanıdır bahar. Kışın kasvetli uykusundan usul usul uyandırır insanı. Soluk bakışlara nefer, somurtkan yüzlere neşe, büzülmüş dudakların kenarına bir busedir bahar. Mevsim baharken doğa canlanır, çayır çimen yeşerir, çiçekler açar kuşlar gökyüzünü süsler, güneş insanın içini istir. İnsanların bakışlarını değiştirir, gözleri bir başka parlar.

İnsan ömrünün baharı, gençliği de böyle değil midir? Çocukluk devresi bittiğinde artık başında kavak yelleri, yüreğinde kuş çırpıntıları, karnında kelebekler dolaşmaz mı? Aklın havalarda uçuşmaz mı?

Dünya milletleri olarak, ülke olarak, toplum olarak ve hatta bireysel olarak hepimiz zor dönemlerden geçiyoruz. İki seneden fazladır Korona illetiyle cebelleşiyoruz. Maddi, manevi bitmek bilmeyen sınavlardan geçiyoruz. Çözdüğümüz soruların cevabı hiçbir işimize yaramıyor. Hep sınıfta kalıyoruz. Sürekli bağırıyoruz sesimiz duvarlardan yansıyıp geri bize dönüyor. Bir ay canımızı dişimize takıp çalışıyoruz. Elimize gecen parayı ya gaz yiyor, ya elektrik, ya su. Temel ihtiyaçlarımız olan sebze ve meyvelerin kulvarlarda başa baş mücadele verişini ancak açık tribünlerden izleyebiliyoruz. Yetmiyor aç gözlü devlet büyüklerinin savaş çığırtkanlıklarıyla inliyor ortalık. Her ülke gücünün yettiğine horozlanıyor. Ülkenin gerçek sahipleri, vatandaşları ne ister soran olmuyor. Haber izlemeye, gazete okumaya korkar olduk. Tek özgür platformumuz olan sosyal medyalardan bir parça demlenmeye çalışıyorduk. Artık her gün değerli bir şairin, yazarın, sanatçının, ya da bir sayfa arkadaşının, zamansız gidişlerine üzülüyor, acılarını paylaşıyoruz. Kiminin şiirlerinin boynu bükük kalıyor, kiminin romanları, kiminin sazıyla türküsü. Kimi belki sonbaharını yaşarken, kimi daha ömrünün baharında, çiçeğe durmadan göçüyor bu dünyadan. Bazen kendimizi dört bir yandan etrafı kuşatılmış bir ada gibi hissediyoruz. Çaresizlik iliklerimize kadar iniyor.

İşte böylesine üzerimize hüzünlerin yağdığı bir dönemde Baharın ayak sesleri geliyor sevgili okurum. Kim bilir ömür hanemizde daha kaç bahar yazılı? Belki daha nice baharlara çiçek açacağız, belki de son bir baharı ciğerlerimize doldurmakla kalacağız. İşte bu yüzden bu baharı iyi yaşayın sevgili okurum, her anını, her dakikasını her saniyesini dolu dolu yaşayın. Başımızda dönen karakuşlara rağmen, atmacalara rağmen, esen ekonomik kasırgalara rağmen, dudağınızın kenarına bir buse koyup baharın dallarınıza konmasına izin verin.

Ömrünüz daha nice baharlar doğursun, sağlıcakla kalın!

Birgül SOLMAZ

YORUMLAR (2)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL