Köşe Yazıları

AY IŞIĞININ ALTINDA KAVURUR GÜNEŞ

AY IŞIĞININ ALTINDA KAVURUR GÜNEŞ

Eski bir aşkı içinden söküp atmak, ağrıyan, çürük ve rahatsız edici bir dişi çektirmek gibidir. Çektirir kurtulursun… Ve ardından bir ferahlık, rahatlık gelir. Artık ağrı yoktur, geceleri daha huzurlu uyursun uykuların bölünmeden. Ama her şey o kadar kolay değildir. Dilin hep o dişin boşluğuna gider arar o dişi zihninin emriyle. Çürük rahatsız edici, huzur bozan, basit bir dişi bile ararken zihnim, bedenimde her zerrem seninle doluyken, nasıl söküp atsın ruhum seni?

Sen dağıttın bak, ben topluyorum beni…

Sohbet ettiğim herkes seni tanır gibi, seni bana anlatır gibi. Unutmayı zorlaştıran kelimeler seni hatırlatan yüzler, bakışlar, gülümsemeler içinde yok olmanın eşiğinde yaşam savaşımın kıyısında az uyuyarak, az gülerek yaşama çabası içinde toparlanmaya çalışıyorum.

Şimdi geceyi yıkayan gün ışığında kaybolan ayın altında, parmak uçlarımda yürüyorum sokağından geçerken. Olur ya, soluklanmak için pencereden bakarsın da göz göze geliriz, sen boş gözlerle bakarken, ben ay ışığının altında güneşten kavrulayım diye…

Eriyor içim, hiç gelmez ki güneşim, bir rüyaydı o günlerim, çıkmaz ki sesimden içimdeki dertlerim. Tükenmez kalbimin öfkesi, dinmez ki yangınım.

Yürüyorum artık kendi yolumda, kaçarken geçmişten ve kendimden. Saatler artık geçmiyor, rüzgar artık esmiyor, hiçbir anı yetmiyor… Kadıköy sahilinde oturmuş denizi izlerken kurmuşum hayallerimi, seninle ağlayıp dertleşmişim sen duymadan…

Üzgünüm, boşluktayım, biten bir hikayenin noktasıyım. Ama dikkatli bakarsan yanı başındayım. Bitişine ne bir kelime, ne bir cümle, tek bir hece bile bulamıyorum.

Hoşça kal deme giderken, ben artık hoşça kalamam. Onu anlat deseler, hüzünlü bir şarkıya sığdıramam.

Bir hüzün çöker bu şehre sen gidince, her yer simsiyah kesilir  sen arkanı dönünce… Kıyamet kopar kalbimde, bir sessizlik alır beni. Yokluğunla sonbahar gelir, yaprak döker sessizce ve ben şehrin puslu yollarında savrulurum avare.

Gelsen yine, yaslansan göğsüme… Unutsak her şeyi dönsek geçmişe. Hiç yaşanmamış gibi sonbahar, ayrılık hiç olmamış gibi.

İçemediğim son kadeh gibi kalsan ya, söylenmeyen sözlerime dönsek ya, o hayal dünyasında ki ilkbahar geri gelse…

“Nazlı bir yıldızım vardı, hiç sönmez sanmıştım. Yine gel yanıma, ama konuşma… Çünkü melekler konuşmaz.”

Sarp Uğur YILGIN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL