Köşe Yazıları

“Ateş Çemberi”

“Ateş Çemberi”
Gökkuşağı Köşesi Banner

Çemberinde gül oya

Gülmedim doya doya… (Selda)

Etrafımızdaki ateş çemberi daraldıkça da doya doya gülebileceğimiz yok bir süre daha! Ya büyük delireceğiz ya da deli gömleğini ateşe atıp giyeceğiz tersinden. Al sana gül gibi ateşten gömlek. Halide Edip’e selam olsun.

Hepimiz tek başına kendi çemberlerimizle geliyoruz dünyaya. Kendi kendimize daraltıyoruz çemberimizi büyüdükçe, seçimlerimizle… kendi kendimize genişletiyoruz ya da. Çemberimizin çapı kadar algılıyoruz dünyayı. Korkma! Sen de yapıştır etiketini önüne gelene.

Her birimizin çemberi birbiriyle temas halinde; ailede, sosyal çevrede, gün içinde karşılaştıklarımızla… olimpiyat halkaları gibi yan yana birleşerek, görünmez zincirler ve çeşitli bağlar oluşuyor aramızda; duygusal, fiziksel zihinsel… işte tam da bu yüzden etkileniyoruz Kafdağı’nda çıkan yangından, savaşlardan, korkulardan ve daha onlarca şeyden. Bazı çemberleri değiştiremediğimiz gibi bazı zincirleri de kıramıyoruz kafamıza estikçe! Travmatik toplumlar, korku hafızası, tuhaf sosyolojik gruplar ortaya çıkıyor tüm bunların sonucu olarak.

Kır zincirlerini gel aşka kanalım seninle… (Tarkan)

Kırılması gereken zincirler var saadet zincirleri, beddua zincirleri, kötü enerji zincirleri, dedikodu zincirleri… Yıllar önce farklı zamanlarda farklı cemaatlerin içine girip kendi benliğimi ararken dediler bana önüme bir tesbih atıp: “Tesbihten kopan boncuk, her zaman tespihin içine düşer, dışına değil!” Çıkamazsın bu çemberlerden ve kıramazsın o zincirleri ha deyince. Gömlek değiştirirsin ancak daldan dala, daldan dala…

Yerimiz mi dar yoksa yenimiz mi dar… (Sezen)

NE VAR? NE VAR? NE VAR?

Ben söyleyeyim size ne var; Ölünün Kûru var, bedavadan biraz daha pahalı Aç Mezarı, doymayan bir Azınlık var. Çember var çember; baş parmağınla işaret parmağını birleştir bak işte o kadarcık! Gülme be! Bir şey anlatıyorum çok ciddiyim.

Güdülecek deve var, güdersen sürüsüne bereket. Dur dur daha bitmedi. Yemek var yersen. Aşk var seversen. Sadece kadın ve erkek arasında ama! Aileler var, ne aileler ama nasıl marjinaller! Katiller var, baronlar, tacirler… yok artık daha neler… Gelenler var, gidenler var… Batı topladı gidenleri, gelenlerin en iyileri başa bela.

Hastanede randevu yok, okulda eğitim yok, cepte para yok, ülkede üretim yok, çember daralıyor sık dişini… Panik yok çünkü umut var!

Etrafımıza şimdi bir çember çizeceğiz gözümüzle; hayal edeceğiz çizdiğimiz o çemberden kötülük giremeyecek içeriye… Defne yaprağı, çörek otu, tarçın, adaçayı yakıp ay başında toz tarçın üfleyeceğiz evlerimize. Boynumuza anahtar asacağız kız! Ev sahibi olacağız. Garip taşlar takacağız pahada hafif enerjide değerli! Kurşun döktüreceğiz başımızdan aşağı. Çörek otu çatlasın, nazar edenin… Arkamızdan konuşanlar, önümüzden… Bir atarlanmalar, bir giderler ay ne güzel enerjiler ama nasıl güzel.

Elimizde şu kadarcık umut var. Onu da verelim de kavganız bitsin artık. Baş parmağımızı ikinci ve üçüncü parmakların arasına sıkıştırıyoruz şimdi.

AL!

İşte o kadar…

NAKHAR

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL