Köşe Yazıları

ARTIK HAVAMIZI ALIRIZ

ARTIK HAVAMIZI ALIRIZ
Gökkuşağı Köşesi Banner

Oğlum küçükken evde sıkılınca “Çıkıp bir hava alalım oğlum” derdim. Çıkınca bazen dükkânlara mağazalara ya da markete giderdik. Bir gün oğlum bana “Anne sıkıldım, ne olur markete gidelim” dedi. “Oğlum markette ne yapacağız parka gidelim o zaman, oynarsın” dedim. Oğlumun cevabı harikaydı. “Anne gider havamızı alır geliriz” demişti.

Bugün biraz da evde olmanın verdiği yetkiye dayanarak haberlere, gazetelere ve sosyal medyaya göz attım, belki tesadüf eseri güzel bir haber okurum da bana da güzel bir konu çıkar niyetine.

Uzakların getirdiği mesafe farkında mıdır yoksa pek ilgi alanıma girmediğinden mi bilmiyorum, ama bir süredir milletin ağzındaki “Gülşen’in donu” haberine sinir oldum. Twitter’da Tarım ve Kredi Kooperatifleri Birliği Genel Müdürü 11 yerden maaş alırken, yine gencecik bir öğretmenin atanamadığı için hayatına son vermiş olduğunu okurken çayım boğazımda kaldı. Gencecik bir kızın İstanbul’da bir belediyenin ülkeyi yönetiyor zannetmesini üzüntüyle izledim. Zonguldak’ta yolda kar temizliği yapan biri karı “Onlar CHP’li” diye evin önüne döktürüyor. Ve tabi en son o haber, devlet erkânı arasında küçük bir çocuğun çıkıp muhalefet liderine “hain” demesi ve onların yüzlerindeki mutluluk, gülümseyerek bakmaları.

Bundan yıllar öncesiydi Ankara’da bir gecekondu mahallesinde oturuyorduk. Oturduğumuz yer muhafazakâr kesimlerin çok olduğu bir mahalleydi. Seçim zamanıydı ve her seçimde olduğu gibi parti bayrakları asılmıştı. Bir gün işe giderken daha dört beş yaşlarında bir çocuğun yere düşen bir bayrağı ezmeye çalıştığını gördüğümde o kadar ürkmüştüm ki, bu yaştaki bir çocuğa bu kini, bu nefreti nasıl aşılıyorlardı? Her bireye sadece insan gözüyle bakmayı öğrenmiş, hiç kimsenin düşüncesine, inancına, karakterine karışmamak gerektiği tembihlenmiş bir insan olarak ürkmüştüm.

***

Ülkedeki sorunları çözmekle yükümlü olan devlet adamları ülke gündemini değiştirmekle meşguller. Her geçen gün başka bir olayın içinde buluyoruz kendimizi. Her sabah başka bir habere uyanıyoruz. Ve artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz, en kötüsü de alışıyoruz.

Ülkenin ekonomik sorunları hat safhaya ulaşmış. Bir ekmek 4 TL olmuş Bir arkadaş asgari ücretle dört kişilik bir ailenin bir aylık gelirini hesaplamış. Kira, elektrik, gaz (tabi onu da kapatmazlarsa) Telefon, internet ve bir de günlük dört ekmekten sonra geriye 250 TL kalıyor. Ona da artık soğanla su alırlar herhâlde. Millet artık günü nasıl kurtaracağı derdine düşmüş, onlarsa seçim derdine! Koyun can derdinde, kasap et peşinde misali. Bu uğurda her şeyi kullanacakları aşikâr, buna çocuklar da dahil.

***

Dünyadaki bütün çocuklar aynı şekilde doğar. Onlara dillerini, dinlerini, inançlarını aileleri öğretir. Bilge bir doktor “En iyi ilaç sevgidir demiş”, ya işe yaramazsa diyenlere “O zaman dozunu arttırın” cevabını vermiş. Her çocuk kendi görüşlerini özgürce yaşama hakkına sahip olmalı, kimsenin etkisinde kalmadan, kimseye düşman olmadan. Çocukları bari siyasetin eline bırakmayalım. Yoksa bu gidişle gelecekten umutlu olmak yerine ancak havamızı alacağız!

Sevgiyle kalın….

Birgül SOLMAZ K. 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL