Köşe Yazıları

03:06 İSTANBUL

03:06 İSTANBUL
Gökkuşağı Köşesi Banner

Gecenin bir vakti… Filtre kahvemi içiyorum. Tütsümü yaktım, sigaramı da. Oturma odasındayım… Tepe lambası ‘her zamanki gibi’ kapalı, lambaderden yayılan ışık hakim ortama.

Bu anları seviyorum, mutluyken de, hüzünlüyken de… Benim saatlerim bunlar. 24 saat içinde bitmesin istediğim zaman diliminin en güzeli benim için. İnsanın kendine kaldığı… Kalabalıklar içinde olsa dahi, yalnızlığının farkına vardığı anlar.

Ev halkı uyudu… Evdeki tek ses, yazarken klavyeden çıkan ve arada da buzdolabından yükselen “tık tık tık, tıkırrrrrttt” sesleri. Malum eski bir buzdolabı, ses yapmasın da ne yapsın? Haa, bir de karşı caddede canlı müzik yapan pavyonumsu meyhanelerin birinden gelen ses var. “Senden ayrılalı gülmedim dostum, dostum dostum dostum gelsene canım,” diyor elindeki mikrofonun yarattığı güvene dayanarak, o an kendini diva sanan bir müzisyen kişisi. Türkü seslerinin yükselmesine pek alışkın değilim bu mekanlardan, genel olarak ‘eller havaya’ modunda yaşayan bir kitleye hitap etmelerinden kaynaklı. Bu kitleden hoşlanmıyorum. O gürültülü ortamda nasıl eğlendiklerine şaşırıyorum. Üstelik şu pandemi döneminde dip dibe gelip hobidik, hobidik oynayıp zıplamalarına ise ağzım açık kalıyor adeta. Sinir bozucular…

Düşünsenize: balkonda oturuyorsunuz, bir şeyleri birbirine ulamaya çalışıyorsunuz, zihniniz çarşamba pazarı olmuş ve karşıdan yükselen ses “Ben o nazı çekemem, günaha giremem, kötü söz edemem. Aşk bu kızıl ötesi, yaralı müzesi, hareket edemem” Hay bin kunduz! Bu nedir yaa?

Az evvel İnternet haberlerine göz attım kendime günün Z raporunu çıkarmak için. Yok, iç açıcı hiçbir haber yok! Bir şeyler yakalaya bilseydim umut olması adına ona dair dizecektim cümlelerimi fakat üzgünüm, şanssızsınız çünkü ‘iyi bir haber yok.’ 

Savaş çığırtkanlığı yapanlarla, “Savaşa hayır,” diyenler arasında dönüyor neredeyse sosyal medya. Aklım ermiyor benim bu işlere. Bir insan neden savaş çıksın ister ki? Neden insanlar korku yaşasın, neden can kaybı olsun, neden çocuklar korksun? En kötüsü ve akıl dışı olan da: neden ölsünler yahu devletlerin kendi aralarındaki saçma anlaşmazlıkları yüzünden? “Savaşta her yol mubah,” denmiyor mu bir de? Nasıl her şey mubah olabilir? Bir defa güç bile kimi zaman orantılı değil ki.

Ahh, ne saçmalıyorum ben? Sanki orantılı güç olunca destekliyormuşum gibi bir ifade çıkıyor ortaya böyle yazınca… Fakat, değil… Asla! Hiçbir zaman bir savaşı desteklemedim, desteklemeyeceğim de!

03:49 olmuş saat, uyumalıyım… Güne dair planlarımın arasında erken uyanmak var çünkü. Hem belki uyursam geçer, kim bilir?

Ne mi? Zihnime zorla yer ettirilen her şey…

Bir sonraki yazım umut verir mi bilmem, fakat yine de vazgeçmemek lazım. En azından, “ben vazgeçsem de, siz vazgeçmeyin!”

Selametle…

Gülcan PANDORA

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Gökkuşağı Köşesi Banner
Gökkuşağı Köşesi Banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL